Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı konuşmada, milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Türk vergi hukukunda hiçbir bakan veya idarenin vergi borcunu silme yetkisi bulunmadığını vurgulayan Şimşek, “Vergileri silme yetkisi sadece ve sadece yüce Meclis’indir.” ifadelerini kullandı.
Asgari Ücretle İlgili Beklentiler
Asgari ücretin belirlenmesinin komisyon tarafından yapıldığını hatırlatan Bakan Şimşek, “Bu aşamada değerlendirmede bulunmam doğru olmaz. Gönül ister ki katma değeri yüksek ürünler üretelim, verimliliğimiz ve teknolojik boyutumuz çok yüksek olsun ve asgari ücretimiz bunun çok çok üstünde olsun. Biz oraya ulaşmak için zaten yapısal reform gündeminde en büyük başlığı AR-GE’ye, teknolojik, yeşil ve dijital dönüşüme ayırdık.” şeklinde konuştu.
Çalışanların Durumu
Şimşek, en düşük memur maaşının son 22 yılda reel olarak yüzde 238 arttığını, dolar bazında ise 238 dolardan 1139 dolara çıktığını belirtti. En düşük emekli maaşının reel yüzde 543, dolar bazında ise yüzde 812 yükseldiğine dikkat çeken Şimşek, asgari ücretin reel yüzde 212, dolar bazında yüzde 343 arttığını vurguladı. “Çalışanlarımızı hiçbir şekilde enflasyona ezdirmedik, ezdirmeyeceğiz. Geçen sene asgari ücret yüzde 107,5 arttı. Geçen sene enflasyon neydi? Yüzde 65. Bu sene enflasyon yüzde 44’e revize edildi, biz yüzde 49 vermişiz.” değerlendirmesinde bulundu.
Vergi Harcamaları Üzerine Değerlendirmeler
Vergi harcamalarıyla ilgili sorulara yanıt veren Şimşek, bu harcamaların 853 milyar lirasının asgari ücretin vergi dışı bırakılmasından kaynaklandığını belirtti. Şimşek, “Asgari ücrete vergi mi getirelim? Yatırımları teşvik etmeyelim mi? Engelli, yaşlı, emekli, şehit, dul ve yetimlere yönelik 259,2 milyar liralık vergiden vazgeçmişiz. AR-GE, yenilik ve tasarım faaliyetlerinin teşvik edilmesi için 147,3 milyar lira harcamışız.” ifadelerini kullandı.
Zengini Vergilendiriyoruz
Şimşek, vergi vermeyen şirketleri hatırlatarak, yurt içi asgari kurumlar vergisi uygulaması getirdiklerini, bu düzenleme ile şirketlerin en az yüzde 10 vergi vereceğini bildirdi. “Çok uluslu şirketler minimum yüzde 15 vergi verecek. Şirketlerin taşınmaz satışlarında yüzde 50 kazanç istisnasını, serbest bölgede faaliyet gösterenlerin istisnasını daralttık. Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasında stopaj vergisi getirdik. Zengini vergilendiriyoruz.” dedi. Ayrıca, şirketlerin vergi matrahını azaltan bazı giderlerinde kısıtlamalara gittiklerini ve bu uygulamaların devam edeceğini belirtti. Vergi adaleti konusundaki değerlendirmelere de değinen Bakan Şimşek, gelir vergisi tarifesinin en alt dilimini yüzde 15’e, en üst dilimini ise yüzde 40’a çıkardıklarını hatırlattı.
Vergi Borçlarının Silinmesi İddiaları
Dolaylı ve dolaysız vergiler konusunda Türkiye ile diğer ülkeler arasında karşılaştırmalar yaparak açıklamalarda bulunan Şimşek, “Uluslararası standartlarda dolaylı ve dolaysız vergi tartışmasında sosyal güvenlik primleri ve belediyelerin topladığı vergiler de var. Ben OECD tanımını kullanıyorum. 2002’de dolaysız vergilerin toplam vergiler içerisindeki payı yüzde 53,1’di. Şimdi yüzde 56,1’e çıkmış. 2002’de dolaylı vergilerin oranı ise yüzde 46,9’dan yüzde 43,9’a düşmüş. Arzuladığımız yerde değiliz ama yüzde 70 dolaylı vergi dediğinizde uluslararası tanıma uymuyor.” dedi.
Bakan Şimşek, “Vergi borçlarının silindiği” iddialarına ilişkin, “Türk vergi hukukunda, hiçbir bakanın veya idarenin, vergi borcunu silme yetkisi yok. Vergileri silme yetkisi sadece ve sadece yüce Meclis’indir. Maliye Bakanı’nın hatta Cumhurbaşkanı’nın vergi silme yetkisi yoktur.” dedi.
Demirören Grubu’nun Kredi Borçları
Şimşek, Ziraat Bankası’nın tüm şubelerinin tabelalarının değişmediğini, yalnızca deprem bölgesinde ve tadilat ihtiyacı olan şubelerin tabelalarının değiştiğini bildirdi. Ayrıca, Demirören Grubu’nun Ziraat Bankası’na olan taksitlerini zamanında ödediğini ve vadesi geçmiş borcunun bulunmadığını ifade etti.
Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesi’ne Yatırımlar
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne yapılan yatırımlarla ilgili bilgiler veren Şimşek, “2003-2024 döneminde sabit fiyatlarla Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne tam 1,1 trilyon liralık yatırım yapılmış. Bunun yüzde 14’ü tarıma, yüzde 12’si enerjiye, yüzde 11’i madenciliğe, yüzde 6’sı sağlık alanına gitmiştir. İmalat sanayisinde 29 Organize Sanayi Bölgesi (OSB) kurduk.” dedi. Batman’ın 1990’dan 2002’ye kadar yalnızca bir un fabrikasıyla sınırlı olduğunu hatırlatarak, “Şimdi 3. Organize Sanayi Bölgesi üzerine çalışmalar sürüyor. Bizim kitabımızda asla ayrımcılık olmaz. 60 bin derslik yapmışız, 7 üniversite kurmuşuz, 2 bin 604 kilometre çok şeritli yol yapmışız. Sağlıkta 50 milyar lira yatırım yapmışız.” ifadelerini kullandı. Şimşek, Doğu Anadolu Bölgesi’ne de önemli yatırımlar yapıldığını, bu bölgeye sabit fiyatlarla 1 trilyon 40 milyar lira yatırım yapıldığını ve 20 OSB kurulduğunu belirtti.
“Kişi başına gelirde Türkiye yüzde 77 büyürken, Doğu Anadolu Projesi (DAP) bölgesi yüzde 80 büyümüş, Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) bölgesi ise yüzde 98 büyümüştür. Kişi başı yıllık ortalama büyüme Türkiye genelinde yüzde 3,2 iken, DAP bölgesinde 3,3, GAP bölgesinde ise 3,9’dur. Daha da gelişemez miydi? Tek engel terördür. Çünkü arzuladığınız yatırımları çekemiyorsunuz. Biz o bölgeye yüksek teşvik vermeye devam edeceğiz. Bölgesel kalkınmışlık farklarını azaltmayı hedefliyoruz.” dedi.
Enflasyonda Tek Haneli Rakamlar
Şimşek, enflasyonun gelir dağılımını bozduğunu ve alım gücünü azalttığını belirterek, büyümenin kapsayıcılığını azalttığını ifade etti. Programı tasarlarken birincil hedeflerinin fiyat istikrarı olduğuna dikkat çeken Şimşek, para politikasının yeniden inşasının zaman alacağını ve koşulların artık kalıcı şekilde dezenflasyona elverişli olduğunu vurguladı. Bu süreci 3 aşamalı bir plan çerçevesinde ele aldıklarını dile getiren Şimşek, ilk yılın dezenflasyona geçiş dönemi olduğunu belirtti. “Şu anda dezenflasyon dönemindeyiz. Özellikle 2026 ve sonrası istikrar dönemi olacak. Yani enflasyonun artık tek haneye doğru evrildiği ve kalıcı şekilde kontrol altına alındığı dönem olacak. Amacımız enflasyonu kalıcı olarak düşük tek haneye düşürmek. Çünkü fiyat istikrarının tanımı da budur.” diye ekledi.
Tahminlerin Revizyonu
Uluslararası kuruluşların tahminlerinde değişiklik olup olmadığına ilişkin soruya, “Uluslararası kuruluşların da bizim de tahminlerimizde değişiklikler oluyor.” yanıtını veren Şimşek, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) da enflasyon tahminlerinde değişiklik yaptığını belirtti. “Uygulanan politika ve gelişmelere göre bazı tahminler revize edilebilir. Çünkü tahmin süreçleri dinamiktir. Merkez Bankamız ne diyor? Yüzde 70 olasılıkla enflasyon şu olacak diyor. Çünkü küresel ve yurt içi konjonktüre ilişkin birtakım varsayımlar yapmak zorundasınız ve bu varsayımlar zamanla değişebiliyor.” dedi. Şimşek, enflasyonun öngördüklerinin üzerinde seyrettiğini belirterek, kalıcı düşüş için ilave tedbirler alacaklarını da ifade etti.
Cari Açık ve Ekonomik Göstergeler
Bu yılın ekonomik göstergelerindeki performansı değerlendiren Şimşek, “Bu sene cari açık öngörülerimizin çok altında kalacak. İşsizlik oranı da öngörülerimizin oldukça altında. İstihdam artışı da böyle. Enflasyon ise öngörümüzün üstünde. Neden? Para politikasının etkili olduğu alanlar var, etkili olmadığı alanlar var. Mesela hizmetlerin bir kısmı, temel mallar para politikasına iyi tepki veriyor. Ancak hizmetler o düzeyde tepki vermiyor.” dedi. Bütçe harcamalarında deprem kaynaklı ağırlıklı azalış öngördüklerine dikkat çeken Şimşek, bunun dezenflasyonu destekleyeceğini belirtti. Bütçe açığındaki daralmanın dezenflasyonist olduğunun altını çizen Şimşek, “Bütçe imkanlarına göre belki yeni yılda klasik artışlarda farklı bir değerlendirmeye gidebiliriz.” şeklinde konuştu.
Kur Korumalı Mevduat (KKM) Uygulaması
Kur Korumalı Mevduatın (KKM) neden uygulamaya alındığına ilişkin sorular üzerine Şimşek, Aralık 2021’de kurlarda baskı oluştuğunu ve KKM’nin geçici bir tedbir olarak devreye sokulduğunu anımsattı. Şimşek, KKM’nin aslında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) para, döviz politikası ve rezerv yönetimiyle ilişkili bir konu olduğuna işaret ederek, “Bu nedenle uygulamaya ilişkin usul ve esasların TCMB tarafından belirlenmesi ve yönetilmesi daha uygundur.” ifadelerini kullandı. Şimşek, KKM’den çıkış sürecinin devam edeceğine işaret ederek, KKM stokunun Ağustos 2023’te zirve yaptığını, 8 Kasım itibarıyla 1,3 trilyon liraya gerilediğini söyledi. “Eğer öngörmediğimiz bir şey yaşanmazsa buradan çıkış yakındır.” dedi.
Dış Kaynaklar ve Ekonomik Model
Türkiye’ye gelen dış kaynakların çoğunlukla “carry trade” olup olmadığına ilişkin sorulara ise Şimşek, açık ve örtülü kur hedeflerinin olmadığını belirtti. Şimşek, sermaye akımlarını yönetmenin zor bir iş olduğunu vurgulayarak, carry trade’e dayalı bir modellerinin ve niyetinin olmadığını ifade etti.
2025 Yılına Dair Hedefler
Kamu harcamalarına ilişkin sorulara yanıt veren Şimşek, deprem harcamalarına ilişkin tasarruf yapmanın söz konusu olmadığını dile getirdi. Bütçe esnekliklerinin yüksek olmadığını belirten Şimşek, “Bütçe harcamalarımızın yüzde 41,6’sı personel ve bu personelin sosyal güvenlikle ilgili prim transferlerine gitmektedir. 2025 yılında bütçe açığını azaltacağız. Bu sayede Merkez Bankası’nın dezenflasyon sürecini çok daha güçlü bir şekilde destekleyeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu. Tasarruf tedbir paketini açıkladıklarını anımsatan Şimşek, “Meclisimizin onayladığı bütçeyle gerçekleşen bütçe arasındaki faiz dışı harcamalardaki yukarı yönlü sapmanın, son 10 senede yıllık ortalaması yüzde 9,1’dir. 2024’te bu sapmanın yüzde 0,8’e düşeceğini öngörüyoruz. Eğer bir harcama disiplini olmasaydı, tasarruf felsefesi olmasaydı sapma yüzde 9,1’den yüzde 0,8’e düşürülebilir miydi? Sapma son 10 yılın ortalamasında gitseydi bu 814 milyar liraya denk gelecekti. Muazzam bir harcama disiplini var, tasarruf var.” dedi.
Şimşek, bu yıl kamuda taşıt sayısının 2023’e göre 3 bin 848 adet arttığına, bunun yüzde 90’ının güvenlik, sağlık ve afet yönetimi için edinilen taşıtlar olduğuna dikkat çekti. Makam aracı eleştirilerine de değinen Şimşek, yenilenme taleplerinin tamamını mevcut araçların tasfiyesi şartıyla onayladıklarını vurguladı. Kendisinin onay verdiği binek araçların tamamının Türkiye’nin yerli otomobili TOGG olduğunu belirten Şimşek, vadesi dolan ve yenilenmesi gereken kiralık araçlardan 2 bin 671’ini azalttıklarını aktardı.
EYT’nin Mali Boyutu
EYT’nin maliyetine de değinen Şimşek, maliyeti Sosyal Güvenlik Kurumu’na sorduklarını söyledi. Şimşek, “Aktüeryal dengeyi bozan bir uygulama mı? Evet. Şu anda OECD’de 38 ülke var. Bu ülkelerin bir tanesini gösterin 30’lu yaşlarda, 40’lı yaşlarda emekli olan. Hatta 50’li yaşlarda emekli olunan ülke neredeyse kalmadı. Birçok ülke 65 yaşın üzerine çıktı.” ifadelerini kullandı. Şimşek, faiz harcamalarının milli gelire oranının son 22 yıldır düştüğünü vurgulayarak bu oranın 2002’de yüzde 14,3 olduğunu, 2024’te ise yüzde 2,9 seviyesine düşeceğini belirtti. Son 22 yılın ortalamasının yüzde 4,5 olduğunu ifade eden Şimşek, Orta Vadeli Program sonunda bu oranı yüzde 3 seviyesinde tutmayı hedeflediklerini anlattı.