Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

    Hayati ARIGAN’ın İstanbul Sanayi Odası Meclisi’ndeki Açıklamaları

    Hayati ARIGAN, İstanbul Sanayi Odası Meclisi’nde önemli açıklamalarda bulundu. İş dünyası ve sanayi geleceği hakkında merak ettikleriniz burada!

    Hayati ARIGAN, İstanbul Sanayi Odası Meclisi'nde önemli açıklamalarda bulundu. İş

    İstanbul Sanayi Odası Meclisi’nin haftalık oturumunda konuşan Ender Yılmaz, sanayi üretiminde niceliksel bir artış sağlansa da, yüksek enflasyon oranlarının yüzde 40 seviyelerinde seyretmesinin yerli üreticilerin katma değer yaratma kapasitesini önemli ölçüde azalttığını vurguladı. Yılmaz, döviz kuru üzerindeki yapay baskının, sanayicilerin karşılaştığı pek çok sorunun başında geldiğini belirtti.

    Döviz Kurlarındaki Yapay Baskı Sorunu

    Yılmaz, enflasyon, hammadde, enerji ve işgücü maliyetleri arasındaki uçurumun giderek açıldığını ifade ederek, “Döviz kurlarının yapay olarak baskılanması, ihracat yapmaya çalışan yerli üreticilerimizin fiyat avantajını korumasını imkansız hale getirdi. Son 2,5 yıl içerisinde ülkemizde tüm sektörlerde birim maliyetler yaklaşık yüzde 250 oranında arttı. Ancak, bu artışa rağmen döviz kurlarındaki göreceli sabitlik, ihracatımızın Avrupa ve Asya’daki rakiplerimizle karşılaştırıldığında fiyat rekabetini kaybetmesine yol açtı” dedi.

    İş Dünyası Temsilcileri Yön Bulma Paniği Yaşıyor

    Yılmaz, bu durumun büyüme verilerinin ötesinde sanayide sürdürülebilirlik krizinin de bir etkeni olduğunu belirtti. “Sorunun köklerine bakıldığında, kur ve enflasyon ikilemi içerisinde Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın döviz kuru politikası sonucunda kurların piyasa dinamiklerine tam yansımaması, sanayicileri gelecek açısından ciddi şekilde endişelendirmektedir. Gelecek ile ilgili ekonomide bir güven sorunu yaratmanın yanı sıra, iş dünyası temsilcileri verimsizlik içinde yön bulma paniği yaşamaktadır. Düşük döviz kuru, ithalatı ucuzlatırken, yerli üretimi etkisizleştirerek büyük bir sorun yaratmaktadır” diye ekledi.

    İhracat Artarken Karlılık Sürekli Düşüyor

    Büyüme ile üretim maliyetleri arasında çelişki olduğunu ifade eden Yılmaz, şunları söyledi: “Bu süreçte, ihracatçının üretimdeki maliyet artışlarını fiyatlara yansıtamaması nedeniyle şirketlerin kar marjları sürekli olarak daralmaktadır. Ayrıca, faiz ve enflasyonun kısır döngüsü, Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadelede sınırlı kalmasına neden olmakta, bu da üreticilerin üretim ve finansman maliyetlerini sürekli artırmaktadır. Faizlerin üretim odaklı olmaması, yapılması gereken yatırımları da sekteye uğratmaktadır. Sonuç olarak, teknolojik yatırımlar yapılamamakta, verimlilik düşüşü, rekabet kaybı ve diğer yapısal riskler ortaya çıkmaktadır. İhracatımız nominal olarak artsa da birim başına karlılık sürekli düşmektedir. Önceki yıllarda ihracat yapan bir makine üreticisi, 2023 ve öncesinde yaklaşık yüzde 5 ile 10 arasında olan kar marjını 2024’te sıfıra veya yüzde 1’e çekmek zorunda kalmıştır. Birçok firma, müşterilerini kaybetmemek adına maliyetlerin altında zararına satış yapmak zorunda kalmaktadır. Bu durum, sürdürülebilir olmaktan tamamen uzaklaşmıştır.”

    Yapısal Politika Reformlarına İhtiyaç Var

    Yaşanan sıkıntılar sonucunda katma değerli üretim yerine nicelik odaklı büyüme modelinin cari açığı kronik hale getirdiğini belirten Yılmaz, “Bugün geldiğimiz noktada sanayicilerimiz, gemisini kurtarmaya çalışan kaptan pozisyonunda. Bu nedenle yabancı yatırımcılar, kur riski ve enflasyon belirsizliği nedeniyle Türkiye’ye daha temkinli yaklaşmaktadır. Çözüm için acilen yeni adımlar atılmalı ve büyümenin temellerini iyileştirmek için iddialı yapısal politika reformlarına ihtiyaç vardır” dedi. Yılmaz, yapısal politika reformları için atılacak adımları şöyle sıraladı:

    • Üreticiyi destekleyecek hedef ve uygun maliyetli yeni kredi programları devreye alınmalı. Sanayicilere krediye erişim kolaylığı sağlanmalı ve faiz oranları bir an önce geriye çekilmelidir.
    • Ar-Ge ve teknolojik yatırım teşvikleri daha fazla desteklenmelidir. Enerji ve hammadde bağımlılığını azaltma noktasında yenilenebilir enerji kapasitesi yatırımları hızlandırılmalıdır.
    • Eğitim ve beceri gelişimi artırmaya yönelik yeni çalışmalar, yatırımlar ve işgücü piyasasında üretkenliği artırmak için teşvik edici önlemler sağlanmalıdır.

    Sanayiciler Yıl Sonuna Kadar Dayanabilecek Mi?

    Döviz kuru ve enflasyon dengesini gözetmeyen bir yaklaşımın büyüme hedeflerini mutlaka riske atacağını belirten Yılmaz, “Sanayimizin rekabet gücünü bugün kısa vadeli politikalarla değil, uzun vadeli stratejik reformlarla korumamız gerektiğinin bilincindeyiz. Tabii ki sanayicilerimizin yıl sonuna kadar dayanabilmesi önemli. Bu zorlu süreçte sanayimizin yanında olmak, devlet ve özel sektör işbirliğiyle yapısal dönüşümü hızlandırmak zorundayız” diyerek sözlerini tamamladı.