Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

    DHL Express’in Sürdürülebilirlik Vizyonu ve Küresel Ticaret Beklentileri

    DHL Express’in sürdürülebilirlik vizyonunu ve küresel ticaret beklentilerini keşfedin. Geleceğin lojistiği için atılan adımları öğrenin.

    DHL Express'in sürdürülebilirlik vizyonunu ve küresel ticaret beklentilerini keşfedin. Geleceğin

    Başak Nur GÖKÇAM – Meksiko Şehri

    Sürdürülebilirlik hedefleri, tüm sektörleri yeşillendirmeye devam ediyor. Bu bağlamda, kendi sektöründeki fosil yakıt kullanımını azaltmayı amaçlayanlardan biri de lojistik sektörü. Küresel karbon emisyon salımında %5’lik paya sahip olan lojistik sektörü, diğer tüm sektörler gibi 2030 yılına kadar kendi emisyonunu %50 oranında azaltmak için yeşil lojistik çalışmalarını hızlandırmakta. Bu dönüşüm sürecinde, sektör devlerine düşen sorumluluk oldukça büyük. Zira, sektörün dönüşümündeki başarı, onların yatırımlarıyla doğrudan ilişkilidir. Lojistik sektöründe küresel pazar payı yaklaşık %50 olan DHL Express, bu anlamda yaptığı her yatırımla dönüşüm sürecinde kilit rol üstlenecek şirketlerden biri konumundadır.

    DHL Express CEO’su John Pearson ile Meksika’da bir araya geldiğimizde, şirketin sürdürülebilirliğe yönelik çalışmalarını sorduğumda, doğrudan şu cevabı aldım: “Çok konuşmuyoruz ama çok şey yapıyoruz.” Peki, bu “çok şey” nedir?

    Sürdürülebilir Yakıta Büyük Yatırım Yapıyoruz

    Yeşil dönüşüm kapsamında, her sektöre düşen sorumluluk farklılık göstermekte ve her biri kendi emisyonunu azaltmak için yeni yöntemler geliştirmekte. Lojistik sektörünün dönüşümünün de temelde havacılık yakıtına bağlı olduğu aşikâr. Geleneksel fosil yakıtlara kıyasla yenilenebilir veya düşük karbonlu kaynaklarla üretilen sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF), lojistik sektörünün yeşil dönüşümdeki en önemli unsurlarından biridir. DHL Express olarak uçaklarında sürdürülebilir havacılık yakıtı kullandıklarını vurgulayan John Pearson, “Dünya genelinde mevcut olan tüm sürdürülebilir havacılık yakıtının %15’ini satın aldık. Bu, bir otelin dünyadaki tüm bisküvilerin %15’ini alması gibi bir şey aslında. Biz bu alana büyük yatırımlar yapıyoruz, ama bunu tek başımıza başaramayız. Hava yollarının ve diğer şirketlerin de bu konuda adım atması gerekiyor.” şeklinde konuştu.

    Tüm Tesisler Karbon Nötr

    Tüm tesislerinin karbon nötr olduğunu belirten John Pearson, “Ayrıca müşterilerimize de sürdürülebilirlik seçenekleri sunuyoruz. Go Green Plus adlı hizmetimizle, 100 bin müşterimiz karbon ayak izini %30 azaltma taahhüdünde bulundu. Üstelik, bunun için %10 veya daha fazlasını ödemeye hazır olduklarını söylüyorlar. Hâlâ sattığımızın daha fazlasını satın alıyor olsak da, bunun doğru bir adım olduğunu biliyoruz. Ayrıca, ilk ve son mil taşımacılığında elektrikli araç hedefleri üzerine de çalışmalar yapıyoruz. Yani, biz DHL Express olarak konuşmayı bıraktık, eyleme geçtik.” ifadelerini kullandı.

    Yeteri Kadar SAF Satın Alındığından Emin Olunmalı

    Lojistik sektörüne sürdürülebilirlik için önerilerde bulunan John Pearson, “Öncelikle bir lojistik firmasının yeterli sürdürülebilir havacılık yakıtı aldığından emin olması gerekiyor. Bunun yanı sıra, yeşil dönüşüme uygun yeni teknolojideki uçak tercihi de son derece önemli. Çünkü yeni uçaklar, eski uçakların yerine geçerek daha düşük emisyon salımı yapıyor. Lojistik sektörü paydaşlarının bunu sağladığını bilmesi şart. Ayrıca, kullanılan araçların elektrikli olduğundan da emin olmamız lazım.” dedi.

    Ticaret Hacmi Önümüzdeki Beş Yılda Daha Hızlı Büyüyecek

    DHL Express tarafından hazırlanan DHL Trade Atlas 2025 analizine dayanarak küresel ticaret hacmine ilişkin değerlendirmelerde bulunan John Pearson, “DHL Trade Atlas 2025, son derece cesaret verici bilgiler sunuyor. Dünya genelinde gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerde ticaretin büyümesi için hala önemli bir potansiyel var. Uluslararası ticaret, 2008 mali krizi ve COVID-19 salgını gibi zorlukların yanı sıra gümrük tarifeleri ve jeopolitik çatışmalara karşı koymaya devam etti. Günümüzün küresel iş ortamında DHL, maliyet ve risk arasında dengeli bir yaklaşım oluşturarak müşterilerin tedarik zincirlerini yeniden değerlendirmelerine yardımcı olabilir ve bu zincirlerin hem verimli hem de güvenli olmasını sağlayabilir. ABD’nin politika değişikliklerine rağmen küresel ticaret hacmi 2024 yılında toparlandı ve önümüzdeki beş yıl boyunca, önceki on yıla kıyasla daha hızlı büyüyeceği tahmin ediliyor.” şeklinde konuştu.

    Türkiye, Ticari Büyümeyi Destekleyen 20 Ülkeden Biri

    Ticari büyümeyi destekleyen 20 ülke arasında Türkiye’nin de yer aldığını belirten DHL Express CEO’su John Pearson, “Türkiye her zaman en hızlı büyüyen pazarlarımız arasında yer aldı. Türkiye’de hava, deniz ve kara taşımacılığının yanı sıra yurtiçi ekspres teslimatlar konusunda çok güçlü bir varlığımız var. Yetenekli iş gücü açısından Türkiye bizim için önemli bir ülke. Büyüme açısından oldukça güçlü bir pazar ve biz de DHL Express olarak Türkiye’deki yatırımlarımıza devam edeceğiz. Bunun yanı sıra, Dubai, Güney Afrika, Kolombiya, Brezilya, Mısır, Filipinler, Vietnam, Tayland, Çin, Malezya ve Endonezya gibi ülkeler de DHL Express için büyük fırsatlar sunuyor.” dedi.

    Teknolojiyi Çalışmalara Entegre Ediyoruz

    Dijitalleşme ve yapay zeka alanlarında aktif ilerlediklerini ifade eden DHL Express CEO’su John Pearson, “Strateji döngümüz ‘Dijitalleşme 2025 2030 Hızlandırılmış Sürdürülebilir Büyüme’ olarak adlandırılıyor. Bu dijitalleşme programları, müşteri memnuniyetini artırmanın yanı sıra çalışan bağlılığını güçlendirmeyi ve operasyonel verimliliği geliştirmeyi de hedefliyor. Yapay zeka, bot ve sürücüsüz araçlar gibi teknolojiler hızla ilerliyor. Biz de işimize yarayanları kendi çalışmalarımıza entegre ederek süreçlerimize devam ediyoruz.” şeklinde ifade etti.

    DHL Trade Atlas 2025 Neler İçeriyor?

    DHL tarafından hazırlatılan ve New York Üniversitesi Stern School of Business’tan Steven A. Altman ve Caroline R. Bastian’ın yazdığı DHL Trade Atlas 2025 raporu, küresel ticaret ve beklentileri hakkında çok sayıda veriye dayalı içgörü ve analiz sunuyor. Raporun, iş dünyası liderleri, politikacılar, eğitimciler, öğrenciler, medya ve ilgili kamuoyu için güncel bir kaynak olduğu vurgulandı. Dünya ticaretinin, GSYİH’sinin ve nüfusunun %99’undan fazlasını oluşturan yaklaşık 200 ülke ve bölgenin ticaret modellerini özetleyen tek sayfalık kısa profiller de analizde yer almakta.

    Küçük Ülkeler Daha Fazla Risk Altında Olacak

    DHL Trade Atlas 2025 analizine ilişkin değerlendirmelerde bulunan NYU Stern’in Yönetimin Geleceği Merkezi’nde Kıdemli Araştırma Görevlisi ve DHL Küreselleşme Girişimi Direktörü olan Steven A. Altman, “Küresel ticaret sistemine yönelik tehditler ciddiye alınmak zorunda olsa da, küresel ticaret ekonomiler ve toplumlar için sağladığı büyük faydalar nedeniyle büyük bir direnç göstermektedir. ABD önemli bir maliyetle ticaretten geri çekilebilecek olsa da, diğer ülkelerin ABD’yi bu yolda takip etmesi pek olası değildir, çünkü küçük ülkeler ticaretten küresel bir geri çekilmede daha fazla risk altındadır.” dedi.

    Çin Malı Ürünler ABD Ticareti için Yeni Yol Arayışında

    DHL Trade Atlas 2025 analizine göre, ABD ve Çin’in yakın müttefiklerinden oluşan bloklar arasındaki ticaret, 2022 ve 2023 yıllarında bu bloklar içindeki ticarete kıyasla azalmış olsa da, bu düşüşler küçük çaplı oldu ve 2024 yılında devam etmedi. ABD ve Çin, birbirleriyle olan ticaret paylarını azaltmış olsa da, bu anlamlı bir ‘ayrışma’ oluşturacak seviyede değil. Doğrudan ABD-Çin ticareti 2016’da dünya ticaretinin %3,5’ini oluştururken, 2024’ün ilk dokuz ayında bu oran %2,6’ya düştü. Ancak, ABD hala ithalatının büyük bir kısmını, diğer ülkeler gibi, Çin’den yapmaktadır.